ÖZ
Amaç
Romatoid artrit (RA), öncelikle eklemlerde deformitelere neden olur. Epidemiyolojik ve klinik çalışmalar RA’de gözlenen kronik enflamasyonun kardiyovasküler hastalık riskini artırdığını göstermiştir. Olayın fizyopatolojisi, tümör nekrotizan faktörü (TNF) gibi sitokinlerle tetiklenmiş olan enflamasyonun lipid profilini değiştirmesi ile açıklanmaya çalışılmıştır. Ancak RA tedavisi için kullanılan anti-TNF ajanlarının lipitler üzerindeki etkisini araştıracak çalışmalara halihazırda ihtiyaç duyulmaktadır. Bu çalışmanın amacı; RA hastalarında anti TNF tedavinin serum lipid düzeylerine etkisini araştırmaktır.
Gereç ve Yöntemler
Ocak 2006-Mart 2010 tarihleri arasında Sağlık Bilimleri Üniversitesi, İstanbul Kartal Dr. Lütfi Kırdar Eğitim ve Araştırma Hastanesi Romatoloji Polikliniğine başvuran 93 RA hastası çalışmaya alındı. Kırk altı hastaya anti-TNF tedavi verildi, anti-TNF verilmeyen 47 hasta ise kontrol altında tutuldu. Diabetes mellitus tanılı ve antihiperlipidemik tedavi alan hastalar çalışmaya alınmadı. Kolesterol ve trigliserid seviyeleri ayrı ayrı ortalaması alınarak değerlendirildi. Çalışma başlangıcı ve 12 ay sonraki lipid düzeylerinin ortalamaları istatistiksel olarak karşılaştırıldı.
Bulgular
RA tanılı 93 kadın hastadan anti-TNF verilen 46 hastanın 18’e Adalimumab, 18’e Etanercept, 10’a İnfliksimab verildi. Anti-TNF verilmeyen 47 hasta ise kontrol altında tutuldu. Gruplara göre başlangıç ve 1 yıl sonrası lipid düzeyleri arasında istatistiksel farklılık bulunmadı (p>0,05).
Sonuç
RA’lı hastaların yaklaşık yarısında mortalite kardiyovasküler nedenlere bağlıdır. Sistemik enflamasyon direkt endotel fonksiyonu üzerine, indirekt olarak da lipid profiline olan etkisiyle kardiyovasküler riske neden olur. TNF-alfa kronik enflamasyonda odak sitokindir. Lipid metabolizması, insülin rezistansı ve endotel fonksiyonunu etkiler. TNF-alfa blokerlerinin tedavi amaçlı kullanımı enflamasyonu azaltır ve hastaların lipid profilinde değişiklik yapar. Literatürde anti-TNF tedavinin lipid profilini olumsuz etkilediğini gösteren çalışmalar vardır. Bizim çalışmamızda bu sonucun olmamasının nedeni; diabetes mellituslu hastaların çalışmaya alınmaması ve kısa süreli olması olabilir. Sonuç olarak RA gibi kardiyovasküler mortalitesi oldukça yüksek olan bir hastalıkta, lipid düzeylerinin takibinin oldukça önemli olduğu inancındayız. O nedenle tedavi seçiminde ve devamında da bu durumun dikkate alınması gerektiği inancındayız.