ÖZET
Sonuç:
Bu çalışma ile günlük adım sayısının kendi başına fiziksel uygunluk ile direkt olarak ilişkilendirmenin güvenli bir yaklaşım olamayacağı, yalnızca günlük 9,500 adımın fiziksel uygunluğun net bir göstergesi olarak kabul etmek yerine kalp hızı, kalori harcanması gibi farklı parametrelerin de eklenmesi ile daha kesin yargılara ulaşılabileceği kanısına ulaşılmıştır. Ayrıca katılımcıların yaşam kalitesi algılarının fiziksel uygunlukları ile ilişkilendirilebilmesi için ilerleyen yıllarda gerçekleştirilecek çalışmalar ile desteklenmesi gerektiğini düşündürtmektedir.
Bulgular:
Katılımcıların oranına baktığımızda 64 adet erkek, 149 adet kadın öğrencinin verileri değerlendirildiğinde fiziksel uygunluğun göstergelerinden biri olarak kabul edilen günlük adım sayısının erkeklerde kadınlara oranla daha yüksek olduğu ancak anlamlı bir farklılığın oluşmadığı gözlendi. Genel sağlık algısı puanlarının 38,37 gibi düşük bir puanda kaldığı görüldü. Son bir yılda sağlıkta olan genel değişim algısını değeri de 55,94 puan olarak tespit edildi.
Gereç ve Yöntemler:
Çalışmada 2021-2022 eğitim öğretim yılında eğitimine başlayan İstanbul Üniversitesi-Cerrahpaşa, Sağlık Hizmetleri Meslek Yüksekokulu’nda eğitim gören 7 ayrı programdan toplam n=213 öğrencinin verileri anket yöntemi ile toplandı.
Amaç:
Koronavirüs pandemisi sürecinde uygulanan önlemler ve eğitimin uzaktan gerçekleştirilmesi, gençlerin fiziksel aktiviteye daha az zaman ayırmasına ve hareketsiz (sedanter) hale gelmesine neden olmuştur. Bu durum, yağ kitlesinin artışına, dolayısıyla vücut kitle indeksinin artışına ve çeşitli bulaşıcı olmayan kronik hastalıkların erken başlamasına katkıda bulunabileceği gibi sağlıklı gençlerin fiziksel uygunluğuna karşı bir tehdit de oluşturmaktadır. Dahası, tüm bu olumsuz etkiler yaşam kalitesini önemli ölçüde etkilemektedir. Pandemi koşullarından kademeli bir çıkışın gerçekleştiği ve yüz yüze eğitimin başladığı dönemde erişkin gençlerin gerek fizyolojik gerekse sağlıkla ilişkili yaşam kalitesi verilerini toplayarak onların fiziksel uygunluğu ve yaşam kalite algılarını belirlemesi, eğer var ise bu temel parametreler arasındaki bağlantıyı tespit ederek fizyolojik bir bakış açısı ile değerlendirmesi amaçlandı.