ÖZET
Sonuç:
Minimal invaziv kalp cerrahisi girişimleri, hastaların daha çabuk derlenmesi, daha az komplikasyona neden olması, cerrahi kesi alanının küçülmesi gibi nedenlerden dolayı, günümüzde popüler hale gelmiş ve önemi artmıştır. Minimal invaziv kalp cerrahisi girişimlerinde internal jugular kanülasyon gerekmektedir. Perkütan kanülasyon sürecinde olası komplikasyonlardan kaçınmak ve mortaliteyi azaltmak için kanülasyon işlemlerinin deneyimli bir ekip tarafından yapılması ve bu sırada TÖE ile değerlendirilmesi oldukça önemlidir.
Bulgular:
Uygulanan cerrahi girişimlerin tümü torakotomi ile minimal invaziv olarak gerçekleştirilmiştir. Hastalardan 3’ünde (%2,5) yeterli cerrahi görüş alanı sağlanamadığından operasyon sternotomiye dönmüştür. Hiçbir hastada kanülasyona bağlı mortalite gözlenmemiştir. Hastaların 2’sinde karotis arter ponksiyonu nedeniyle lokal hematom (%1,6), iki hastada geçici atriyal fibrilasyon (%1,6), birinde de pnömotoraks (%0,8) gelişmiştir.
Gereç ve Yöntemler:
Ocak 2015-Eylül 2019 tarihleri arasında merkezimizde minimal invaziv kalp cerrahisi geçiren ve perkütan internal juguler ven kanülasyonu yapılan, 70’i kadın (%59,3), 48’i erkek (%40,7) hastadan oluşan ve yaş ortalaması 37,2±14,5 (19-74 yaş) olan 118 olgunun verileri retrospektif olarak incelendi. Vücut yüzey alanı (VYA) <1,87 olan hastalara 17 F juguler venöz kateter, (VYA) >1,87 olan hastalara 19 F venöz kateter yerleştirildiği kaydedildi. Hastaların kanülasyon sırasında kanül pozisyonları ve ekokardiyografik bulguları transözefageal ekokardiyografi (TÖE) ile değerlendirildi.
Amaç:
Çalışmanın amacı, merkezimizde minimal invaziv kalp cerrahisi uygulanan ve perkütan internal juguler ven kateterizasyonu yapılan hastaların değerlendirilmesi, kateterizasyon sonuçları ve meydana gelen komplikasyonların literatürler eşliğinde tartışılmasıdır.